Pazar 21 Haziran 2026 - 00:55
İmam’ı (a.s.) Tanımanın Yolları

Havza / Hiç şüphesiz kulların Yüce Allah karşısındaki en önemli görevlerinden biri, O’nun mukaddes varlığını tanımaktır. Bu marifet ise ancak Allah’ın peygamberlerini — özellikle de Son Peygamber Hz. Muhammed’i (s.a.a.) — gereği gibi tanımakla kemale erir. Bu önemli hedef de ancak onun vasilerini, özellikle de ilahî hüccetlerin sonuncusunu tanımakla gerçekleşebilir.

Havza Haber Ajansı’nın aktardığına göre "İdeal Topluma Doğru” başlıklı Mehdeviyet konuları serisi, İmam Mehdi’nin (Allah zuhurunu yakınlaştırsın) öğretilerini ve maarifini yaymak amacıyla siz değerli okuyuculara sunulmaktadır.

Yaratılışın amacı, Yüce Allah’a kulluk etmektir.¹ Kulluğun temeli ve esası ise O’nu tanımaktır.² Bu marifetin en yüce tezahürü, Hz. Peygamber’i (s.a.a.) ve onun vasilerini tanımaktır. Hiç şüphesiz kulların Rablerine karşı en önemli görevlerinden biri, o mukaddes varlığı tanımaktır. Bu marifet, ancak Allah’ın peygamberlerini, özellikle de Son Peygamber’i (s.a.a.) gereği gibi tanımakla kemale erer. Bu da ancak onun vasilerini, özellikle de Allah’ın son hüccetini tanımakla mümkün olur.

Bir kişi İmam Hüseyin’e (a.s.) şöyle sordu:

“Ey Allah Resulü’nün oğlu! Anam babam sana feda olsun; Allah’ı tanımanın anlamı nedir?

İmam Hüseyin (a.s.) şöyle buyurdu:

“Allah’ı tanımak; her dönemin insanlarının, kendilerine itaati farz olan imamlarını tanımalarıdır.”

(İlelü’ş-Şerâyi’, c. 1, s. 9)

Buna göre imamı tanımak, Allah’ı tanımaktan ayrı bir konu değildir; bilakis onun bir boyutunu oluşturmaktadır. Nitekim Mukaddes Nahiye Ziyareti’nden nakledilen bir duada şöyle buyrulmaktadır:

“Allah’ım! Bana kendini tanıt. Çünkü eğer kendini bana tanıtmazsan, Peygamberini tanıyamam. Allah’ım! Bana Resulünü tanıt. Çünkü eğer Resulünü bana tanıtmazsan, hüccetini tanıyamam. Allah’ım! Bana hüccetini tanıt. Çünkü eğer hüccetini bana tanıtmazsan, dinimden saparım.”

(Kâfî, c. 1, s. 342)

İmamı Tanımanın Başlıca Yolları

İmamı tanımada yararlanılabilecek başlıca üç yol vardır:

1. Nass

Nass; Peygamber’in (sallallahu aleyhi ve âlih) bir kişiyi açıkça belirlemesi ve onun ilahî olarak tayin edildiğini bildirmesi demektir. Bu belirleme ya doğrudan Allah tarafından yapılan bir tayinin haber verilmesi ya da Allah’ın emriyle imamın tayin edilmesi şeklinde olur.

Birinci durumda tayin doğrudan Allah tarafından gerçekleştirilir ve Peygamber’in görevi bunu haber vermektir. İkinci durumda ise tayin, Allah’ın emri doğrultusunda Peygamber aracılığıyla gerçekleşir. Bu durum, meleklerin fiillerinin Allah’a nispet edilmesine benzer şekilde Allah’a isnat edilir.

2. Keramet

İmamet iddiasında bulunan bir kişinin kerametinin ortaya çıkması, onun iddiasının doğruluğuna delil sayılır. Bazı âlimlere göre bu durum, onun Allah tarafından tayin edildiğinin ve hakkında nass bulunduğunun da göstergesidir.

Bu konuda iki görüş vardır:

* Birinci görüşe göre keramet, tek başına imametin delilidir.

* İkinci görüşe göre asıl delil, Peygamber’in veya önceki imamın nass ve tayinidir; keramet ise bu tayinin doğruluğunu gösteren bir işarettir.

Eğer bize ulaşan açık bir nass bulunmaz ancak keramet sabit olursa, bu keramet söz konusu kişi hakkında bir nass bulunduğunu, fakat o nassın bize ulaşmadığını gösterir.

3. Fiilî Siret

Ahlâk, davranışlar, yaşam tarzı, ilim ve bilgi de imamı tanıma yollarındandır. Elbette bu yol, değerlendirme ehliyetine sahip olan ve kişinin ahlâkından, yaşayışından, sözlerinden ve farklı durumlar karşısındaki tutumlarından onun bu makama layık olup olmadığını anlayabilen kimseler içindir. (Lütfullah Safî Gulpayegânî, Pîrâmûn-i Ma‘rifet-i İmam, s. 77-78)

Günümüzde güvenilir rivayetlerin çokluğu sayesinde İmam Mehdi’yi (a.f.) tanımanın yolu açıktır. Şiîlerin sekizinci imamı olan İmam Ali b. Musa er-Rıza (a.s.) şöyle buyurmuştur:

“İmam, Allah’ın kulları arasındaki emini, yaratıkları üzerindeki hücceti, beldelerindeki halifesi, Allah’a davet eden ve O’nun kutsal hükümlerini savunandır. İmam, günahlardan arındırılmış ve kusurlardan uzak tutulmuştur. İlim ona özgü kılınmış, hilim ve sabırla tanınmıştır. İmam, dinin düzeni, Müslümanların izzeti, münafıkların öfkesi ve kâfirlerin helakidir. İmam, çağının eşsiz kişisidir; hiç kimse makam bakımından ona yaklaşamaz, hiçbir âlim onunla boy ölçüşemez. Onun yerine geçecek biri bulunmaz; benzeri ve dengi yoktur. Bütün faziletler ona mahsustur. Bunları kendisi talep ederek veya kazanarak elde etmemiştir; bilakis bunlar, çok lütuf ve bağış sahibi olan Allah’ın ona verdiği özel bir ihsandır.” (Kâfî, c. 1, s. 201)

Gerçekten de yalnızca bu birkaç özelliğin bilinmesi bile imamı tanıma yolunda büyük bir adım atılmasını sağlar. Bundan sonra ise sıra, ona itaat etmeye ve emirlerine uymaya gelir.

Devam edecektir…

Hudâmurad Selimiyân’ın “Mehdeviyet Dersnamesi” adlı eserinden bazı küçük değişikliklerle aktarılmıştır.

Dipnotlar:

1. “Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.”

(Zâriyât Suresi, 51:56)

2. “Allah’a kulluğun ilk basamağı O’nu tanımaktır.”

(Şeyh Sadûk, et-Tevhîd, s. 34; Şeyh Tûsî, el-Emâlî, s. 22)

Etiketler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha